Now I got I can't work on organic chemistry. First of all there are too many rules you have to memorize. Although some prof.s claim that everything is about a pair of electrons, it is not so. If you have to change a parameter in a reaction, you don't know where to start because there are lots of variables you can change. Besides, in conventional organic chemistry which we work on hazardous solvents to the health and the environment. That's how I think I am not suitable to be an organic chemist.
The most important reason I started working in bioorganic chemistry is our molecule-to-be-synthesized hopefully targets the cancer cells; act by inhibiting the adhesion of those cells to the media, hence preventing them to stay alive. Inshaallah I will also make the cellular testing of our molecule after the synthesis. By that way, I will be close to treatment of patients. I wish we can relieve their pains.
Now the question is where to continue study at. These are the fields I feel (or have felt) closer to:
Cancer chemistry
Bioinorganic chemistry
Medicinal chemistry
Stem cell chemistry
Molecular biology (very broad currently, but research on stem cells looks promising).
Or maybe I just need to go ahead with inorganic chemistry.. And there is also computational biology / chemistry.
Any suggestions?
------------------------------------------------------------------------------------------------
Artık organik kimyada çalışamayacağımı anladım. Öncelikle organik kimyada dünya kadar kural var. Bazı prof.lar her şeyin bir çift elektrondan ibaret olduğunu iddia etseler de, her şey öyle değil. Bir tepkimede bir parametreyi değiştirmeye kalktığınızda o kadar çok değişken ile karşılaşıyorsunuz ki nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Ayrıca, geleneksel organik kimyada hem sağlığa hem çevreye tehlikeli bir çok çözücü madde kullanıyoruz. Bu yüzden, organik kimyagerliğe lâyık olmadığımı düşünüyorum.
Biyoorganik kimyada çalışmaya başlamamın en büyük sebebi sentezlemeye çalıştığımız molekülün kanser hücrelerinin çevrelerindeki maddeye tutunmasını önleyerek yaşamalarını önlemeleri ve böylece kanseri durdurması Allah u tealânın izniyle. Bunun yanında inşaallah sentezi müteakip hücresel testlerini de yapacak, böylece hastaların tedavisine daha yakın olacağım. Umarım acılarını dindirebiliriz.
Ve asıl soru şimdi geliyor: nerede çalışacağım? Şu alanlara kendimi yakın hissediyorum:
Kanser kimyası
Biyoanorganik kimya
Tıbbî kimya
Kök hücre kimyası
Moleküler biyoloji (evet çok geniş, ama kök hücre üzerindeki araştırmalar ümit vaat edici görünüyor)
Veya sadece anorganik kimyayla devam etmeliyim yola. Ya da "computational" kimya / biyoloji.
Tavsiyesi olan?
11 Mart 2009 Çarşamba
Ne'm var kuzum?
Lab.da çalışmaya başladıktan kısa bir müddet sonra (Kasım ayı) önce akşamları yemekten sonra iki göğsümün arası sancımaya, daha sonra da vücûdumda kol ve bacaklarım ağırlıklı olmak üzere ürtikerler çıkmaya (alerji yani) başladı. Çözücüleri bütün gün soluduğum yetmiyormuş gibi bir de evde acısını duyuyorum diye hocaya da söylenmeye başladım. Göğüs ağrılarım azaldı ve kendime reflü teşhisi koydum. Fekat Minnoşum sadece yemek borusunun kapakçığı ile alâkalı olabileceğini söyledi. Alerjilere gelince, çeşitli zamanlarda bacaklarım başta muhtelif yerlerde kırmızı kabartılar çıkıyor. O kadar faktör var ki alerjiye sebep olması muhtemel, anlamam için aylarca farklı farklı şeyleri hayatımdan çıkarmam lâzım her gün.
Çözücülerin kuvvetine göre etkilendiğimizi biliyorum. Lâkin alerji? Zaten etken maddesi setirizin olan bir alerji ilâcı kullanmaktayım, ama bu yeni çıkanlara etki etmiyor. Kıyafetlerimin vücûda baskı yaptığı kısımlar kabarıyor koca koca. Meselâ gömleği dirseğime dek sıyırırsam ve gömlek de tam tenime temas ediyorsa bir müddet sonra orası şerit halinde kabarıyor. Arada sırada bacaklarımda pıtır pıtır kabarıklıklar patlak veriyor. Kaşımak da bir yere kadar. Ne yapacağım bilmiyorum. Söyleyin kuzum, ne'm var benim?
Çözücülerin kuvvetine göre etkilendiğimizi biliyorum. Lâkin alerji? Zaten etken maddesi setirizin olan bir alerji ilâcı kullanmaktayım, ama bu yeni çıkanlara etki etmiyor. Kıyafetlerimin vücûda baskı yaptığı kısımlar kabarıyor koca koca. Meselâ gömleği dirseğime dek sıyırırsam ve gömlek de tam tenime temas ediyorsa bir müddet sonra orası şerit halinde kabarıyor. Arada sırada bacaklarımda pıtır pıtır kabarıklıklar patlak veriyor. Kaşımak da bir yere kadar. Ne yapacağım bilmiyorum. Söyleyin kuzum, ne'm var benim?
28 Şubat 2009 Cumartesi
"Yüreğimize ateş düşürdüler"
Çarşamba günü Amsterdam Schiphol Havaalanı'nda olan kazada hayatlarını feda ederek onlarca yolcuyu kurtaran şehit pilotlarımız, mürettebat İstanbul'da. Yüreğimize THY başkanın dediği gibi kendileri ateş olup düştüler. Allah ü teala rahmet eylesin, mekânları cennet olsun. Âmin.
Çarşamba günü Amsterdam - Schiphol Havaalanı'nda iniş esnasında toprak alana çakılan THY uçağının -inşaallah- şehit görevlileri ve vefat eden Türk yolcu için THY Genel Müdürlüğü'nde cenaze töreni düzenlendi. Törende THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin, samimi, gözleri dolu dolu, titreyen sesi ile bizleri de hüzne boğan bir konuşma yaptı. Başkan şöyle ifade etti hissiyatını:
"Senelerdir şehit cenazelerinde konşuma yapmak zorunda kalan bakanları, komutanları, emniyet müdürlerini dinlemişimdir. Bugün ben de böyle bir konuşma yapmak zorunda kaldığım için derin üzüntü içindeyim. Kazanın oluş anından bir süre sonra telefonum çaldı ve uçağımızın Amstardam'a inmeden düştüğü haber verildi. Arayan çalışanıma 'Evladım emin misin?' dedim, 'Maalesef başkanım, uçağın düştüğünü gören bir dostum haber verdi' dedi. O an yanımda bulunan ilgili arkadaşlarımı kriz merkezine yönlendirirken odama geçtim ve geçenlerde Hudson Nehri'ne mecburi iniş yapan uçak aklıma geldi, kimsenin burnu kanamamıştı. Nitekim ilk olarak çok sayıda yolcunun uçaktan çıkabildiği bilgisi gelip, uçağın ilk görüntüleri ulaştığında da göğsümüze çöken ağırlık biraz hafifler gibi olmuştu. Ümitlenmiştik; çünkü şehit arkadaşlarımız ve şirket çapında tüm mesai arkadaşları işlerini ciddiyetle yapan ve gerekli her türlü tedbiri alan insanlardı. Ümidimizi dayandırdığımız bir diğer yön ise takdir-i İlâhi'nin yeni bir mucize olarak tecelli etmesi beklentisinden başka bir şey değildi. ... Her daim şerefle, sorumlulukla, meslek haysiyetiyle ekmeğini kazanan arkadaşlarımız 126 insanın kurtuluşuna vesile oldular, bu 126 insanın sevenlerinin yüreklerine ateş düşürmediler ancak kendileri ateş oldu hepimizin yüreğine düştü. Şehit arkadaşlarımızı Türk Hava Yolları'nda insanlara, insanlığa hizmet etme meşgalemiz sürerken hep dualarımızla yad edeceğiz. Yönetim ve denetim kurulu adına şehitlerimize ve kazada hayatını kaybeden yolcularımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Başta aileleri olmak üzere, tüm sevenlerine rabbim dayanma gücü versin, mekanları cennet olsun."
(Not: Mucize sözcüğünün geçtiği kısım, mucizelerin sadece peygamberlerce gösterilebileceği, her bizi şaşırtan Lütf-u İlâhi'de kullanılmaması gerektiği için çıkarılmıştır).
26 Şubat 2009 Perşembe
Fizy.org
Şöyle bir e.posta gelmiş:
Müthiş bir şey şarkının adını veya şarkıcının adını yazın dinleyin süper...
yerli yabancı eskilerden farketmiyor.
Şarkıları yazip, bilgisayariniza indirmeye gerek kalmadan dinlemenizi saglayan, bir Türk'ün internette şu ana kadar yaptigi en başarılı sitelerden
birisi. New York Times'ta haberi cikmis. 1 ay olmasina ragmen Google, Yahoo!
gibi devlerden teklif gelmis bir site. Sitede üstteki kutuya dinlemek istediğiniz şarkının birkaç kelimesini yazıyorsunuz ve size bir liste geliyor. İstediğiniz parçayı seçip dinliyorsunuz. Geniş bir veri tabanına sahip bir site. Şarkının klibi varsa onu da izleyebiliyorsunuz.
Fena değil gibi, tabii hızlı bir internet bağlantısına sahipseniz...
Labels:
bağlantılar,
html,
links,
web,
webpage
Sevmek ya da sevmemek; işte bütün mesele bu!
Allah ü tealâ'nın hikmeti işte.. Sen tut, bir sevdicekle grup arkadaşı seçil, vazifen bir hadis-i şerif bulmak olsun, sonra sevdicek sana hangi hadis-i şerifi aktarsa beğenirsin:
Sevdiklerinizi aşırı sevmeyiniz, gün olur düşman olursunuz; sevmediklerinizden de aşırı nefret etmeyin, gün olur dost olmak zorunda kalırsınızAma nasıl olur cancağızım? Seni kardeşim bilip canını sıkıp suyunu çıkarana dek etrafında gezinirken ben, Efendiler Efendisi -aleyhi ekmelüttehaya- aşırılıktan kaçınmayı vurguluyor. Gel de anlat gönlüne aşırılıktan kaçınmayı.. İnşaallah ü tealâ hak bir sevgidir bu bağlılık...
17 Şubat 2009 Salı
One more star left us - Bir yıldız daha terketti bizi...
Büyük usta, oyuncu Gazanfer Özcan vefat etmiş. Allah ü tealâ gani gani rahmet eylesin. Biz seyircileri güldürdü, mutlu etti; inşaallah o da mutlu olur oralarda. Avrupa Yakası artık hem öksüz hem yetim...
Cancer chemistry or cancerogenic chemistry? - Kanser kimyası mı, kanser yapan kimya mı?
My research area is on cancer chemistry. We are working on synthesizing an antagonist molecule for a cell membrane receptor to reduce proliferation in cancer cells. However, most of the materials we use are cancerogenic! I am afraid of being cancer while searching on a diagnostic approach for cancer!
Araştırma konum kanser kimyası. Kanser hücrelerinde proliferasyonun azaltılması amacı ile hücre zarındaki bir reseptöre antagonist olacak bir molekülün sentezi üzerine çalışıyoruz. Fakat, kullandığımız maddelerin çoğu kanserojen! Kansere çare ararken kanser olmaktan korkuyorum!
Araştırma konum kanser kimyası. Kanser hücrelerinde proliferasyonun azaltılması amacı ile hücre zarındaki bir reseptöre antagonist olacak bir molekülün sentezi üzerine çalışıyoruz. Fakat, kullandığımız maddelerin çoğu kanserojen! Kansere çare ararken kanser olmaktan korkuyorum!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
